PSA’dan Stellantis’e geçiş sürecinden sonra Opel Türkiye’yi de diğer markalar gibi kendimce mercek altına almıştım. Bu süreçlerde göreve gelen Genel Müdürleri gözlemlerim. İlk sunumundan son sunumuna kadar iletişimi, konuşması, hitabeti, konuya hakimiyeti, yanıtları ve rahatlığını gözlemlerim. Bendekine mesleki ve tedavisi olmayan bir hastalık diyelim… Geçiş sürecindeki Çağrı Öztaş, sonrasında Alpagut Girgin, Emre Özocak ve son dönemde de Yiğit Yantaç son 8 yılın genel müdürleri. PSA’nın diğer modelleri Peugeot ve Citroen’in başarılarında son dönemde hep kadın genel müdürler imza atarken, Opel Türkiye erkek genel müdürlerle ilerledi… Opel Türkiye hem Türkiye’de hem de Globalde hatırı sayılır bir başarı hikayesi yazıyor. Geçmiş genel müdürlerinin de bu başarıda payı olsa da ben halen görev yapan Yiğit Yantaç ile ilgili gözlemlerimi paylaşmak istiyorum. İlk basın toplantısında konuşmasını önünde yazılı notların desteğinde yaparken, diğer taraftan da bir gözü de PR ajansının başkanındaydı. Yani; neyi söyleyip neyi söylemeyeceğinin kontrolündeydi. O zamandan bu zamana geçen yaklaşık 2 yılda sık sık karşımıza çıkan Yantaç’ın Antalya’daki 2 sunumu da bence dörtdörtlüktü. Özgüveni, konulara ve rakamlara hakimiyeti, hitabeti ve yanıtları gerçekten etkileyiciydi. Bu süreçte belli ki bu konuda kendini iyi eğitmişti… Tabi Opel Türkiye’nin bu başarısında Yantaç kadar satış ve pazarlama ekibiyle, iletişimin de payı büyük. Hatta bu başarıda grubun Markalar Direktörü İbrahim Anaç’ın da etkisi olduğunu düşünüyorum. Neredeyse mesleğe başladığı yıllardan itibaren tanıştığımız zaman zaman da görüştüğümüz İbrahim Anaç’la Antalya’da da konuştuğumuzda bu pozitif enerjiyi hissettim. Kendini iyi geliştiren bir marka direktörü, uyumlu bir ekibi ve başlarındaki marka direktörleriyle Opel Türkiye’nin bu başarısı tesadüf değil tabi… Daha önce de yazmıştım; “Markayı marka yapan çalışanlarıdır. Markanın heyecanı lansmana yansır. Ve en önemlisi de çalışanın ruhu logoya, logonun sıcaklığı da çalışana yansır…