Geçen hafta halen içinde yaşadığımız şu  pandemi sürecinde karşılaştığımız en ilginç basın lansmanlarından birine tanıklık ettik. Yeni Peugeot 3008 ve 5008 lansmanına 50 otomotiv gazetecisi 3008 ve 5008’lerle katıldı. Aracın içinden çıkmadan yapılan sunumu izledi ve konuşmaları araç içinden radyodan dinledi. Sorularını araç içinden sundu. Soru sormak istediğinin işaretini  dörtlüleri yakarak verdi… Ve son olarak da Peugeot Genel Müdürü İbrahim Anaç’ın teşekkür konuşmasına klaksonlara basarak karşılık verdi. Hepimiz için değişik, hepimiz için yadırgatıcı ve hepimiz için de artık alışmamız gereken bir dönemin ilk farklılık gösteren lansmanı olması açısından önemliydi. Gerçi 2006 yılında Citroen C3 lansmanını aynı bu konseptte Kapadokya’da açık hava sineması düzeninde yapmıştı. O zamanlar için keyfi ve ortamın şartlarına “bir farklılık katmak” adına yapılan basın toplantısı düzeneği günümüz şartlarında mesafenin korunması için zorunluluktan gerçekleşmişti. Yaklaşık bir yıldır yaşadığımız şu süreçte çok sık yapılan “zoom toplantıları”ndan hemen hemen herkese fenalık gelmişken, zoom toplantılarına katılan gazeteci arkadaşlarımızın bir çoğununun artık yüzünü göstermek yerine kamerayı kapatır hale gelmesi, ruh halimizi yansıtması açısından önemli bir işaret bence. Sosyal medyada “sosyalleşirken”, her şeyimizi herkesle paylaşırken, markalardan gelen yılbaşı armağanlarını bile storylerimizde ele güne gösterirken, kendi içimizde “asosyalleşmemiz”in psikolojik ve sosyolojik bir açıklaması vardır sanırım. Kim bilir belki de şarkıda dediği gibi “ele güne karşı yapayalnız” denilen noktadayız…  İşte bu düşünce ve ruh haliyle katıldığımız 3008 lansmanı 50 gazeteciye iyi geldi diye düşünüyorum. Teknik olarak pek de kolay olmadığını düşündüğün lansman organizasyonu için emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum.  Yaptıkları gerçekten bir lansmandan daha fazla bir şeydi…    
 
2020 biterken…
 
Hepimiz için “lanetli yıl” olarak ilan edilen ve artık bitmesi için gün sayılan 2020 yılı otomotiv sektörümüz için de hayli çalkantılı geçti. Pandemiydi, ÖTV’ydi, matrahtı derken rakamsal sonuçlara baktığımızda “hiç de fena olmayan bir yıl” olarak tarihe geçeceği kesin… Tüm tarihin satış rekorları kırıldığı Eylül-Ekim ayıyla, süper denebilecek bir Kasım ayıyla 800 bini aşacak bir Pazar beklentisi var… Bu rakamla 500 bine yaklaşan 2019 yılıyla, 600 bini biraz geçen 2018 yılıyla büyük bir başarıyla imza atılacak gibi. Sektör yöneticileri kadar aslında şu süreçte, şu ekonomik şartlarda otomobil almak için sıraya giren tüketicileri de kutlamak gerek. Aslan payı bence öncelikle tüketicinin!.. İşin şakası bir tarafa 2020 otomotiv sektörü için rakamlara bakılarak iyi iş yapılan bir yıl oldu…  Dezavantajlar içinde 2020’yi avantaja çeviren sektör yöneticileri 2021 için de umutlu. Geçen hafta toplantıda konuşan Peugeot Türkiye Genel Müdürü İbrahim Anaç, "2021 yılında 2020'nin üzerinde bir pazar olacağı öngörümüz var. İlk çeyrek biraz yavaş başlayacaktır diye düşünüyoruz ama sonra pazarın biraz daha ivmeleneceğini öngörüyoruz. Fakat tabii bu varsayım altında birçok parametre var." demişti. Ben diğer yöneticilerin de Anaç gibi düşündüğünden eminim… Geçenlerde haberlerini yapmıştık, 2020 yılında grup markalar başta olmak üzere neredeyse kaybeden marka yok. Koç Grubu markaları Tofaş, FIAT, Ford, Doğuş Otomotiv markaları, PSA Grubu, Renault-Dacia Grubu gayet iyi satışlar ve yüksek kar marjlarına ulaştılar. Tüm markaların bu başarısı yadsılanamaz bir gerçek. Türk tüketicisin ve Türkiye otomotiv sektörünün 2020 yılındaki bu süreçten mutlu olarak çıkması tesadüf olamaz. Keza aynı şekilde yine bu dönemde büyüyen 2.El otomobil pazarı da verdiği işaretlerle bu olumlu havayı doğruluyor. Şimdi gözler 2021’de… Haftaya bu köşede yılın son yazısı bile birlikte olacağız… Her yıl sonu yapmaya çalıştığım gibi genel bir değerlendirme ile 2020’ye artı ve eksileriyle  göz atacağız…