Biz Çinli araçlara otomotiv sanayi olarak karşı değiliz ama gelip yatırım yapmaları lazım. Yani biz de Çinliler’i yatırım yapmaya davet ediyoruz ki zaten bakanlığın da bu yönde yaptığı çalışmalar var. Çinli yatırımcıların gelip Türkiye'de yatırım yapmaları lazım. Otomotiv sanayi olarak rekabeti olumlu buluyoruz ama yalnızca ithalatla bu pazarın kaybedilmesi doğru bir şey değil.
 
Yani Avrupa Birliği ve Türkiye'ye iş yapmak isteyen Çinliler’i yatırım yapmaya da zorlayabiliriz. Onu negatif olarak görme, pozitif tarafı da var. Ağırlıklı tarafı pozitif tarafı. Dünyada bir Çin gerçeği var. Buna hiçbirimiz gözümüzü kapatamayız. Çinlilerle bizim rekabete hazır olmamız lazım. Bugün Türkiye rekabetçi bir ülke. Yani makro değerlere baktığımız zaman Çin'le Türkiye arasında büyük bir uçurum yok. Yani dolayısıyla üretim anlamında rekabet ederiz. Fakat önemli olan burada gelip yatırım yapıp ülkenin gelişimine katkı sağlamaları lazım. Yani bizler nasıl otomotiv sanayi üyeleri olarak taşın altına elimizi koyduysak onların da koyuyor olması lazım. Türkiye'nin bir parçası olması bizi de geliştirecektir. Yani Çinli firmaların gelmesi birtakım teknoloji transferini de getirecek. Buradaki tedarikçi parkını da iyileştirecek. Yani Türk otomotiv sanayini daha da güçlendirecektir. Bundan da kimsenin çekinmemesi lazım.
 
·      Yapılan regülasyonların şu an için işe yaradığını düşünüyor musunuz? Şu aşamaya kadar?
 
Şu aşamaya kadar yaradı, bir kere küçük firmaların hepsi durdu benim gördüğüm piyasada. Aslında Türkiye'ye Çin'den yapılan ithalatın da yüzde 78’i içten yanmalı. Çünkü Türkiye pazarındaki talep de aslında henüz daha elektrikli için çok yüksek değil. Müşteri ne istiyor kısmına baktığımız zaman müşteri bugün aslında erişilebilir bir araç istiyor. Yani müşteride çok büyük bir elektrikli talebi yok. Bugün Türkiye'de de elektrikli pazarı yüzde 6.5-7’ler seviyesinde.
 
 
·      Çin'den Chery gibi sadece içten yanmalıya dönerse bu küçük markalar ithalatta? O serbest çünkü. Elektriklilere bir bariyer oluşturuldu ama içten yanmalı araba ithalatı herhangi bir marj oluşmadı ve yükselen de o taraf aslında siz de yüzde 75 dediniz. Oraya dair herhangi bir şey yok. Yani bence biraz karışıklık var.  Fiat’tan istenmeyen Çinli Hozon Neta’dan istendi. Bir adaletsizlik mi var orada?
 
Bu dış ticaret dengesi açısından sürdürülebilir bir şey değil. 16 milyar dolardan 40 küsur milyar dolara giden negatif bir durum var. Buna da sadece otomobil diye bakmamak lazım. Bütün ülke açısından burada bir sıkıntı var, sorun var. Bunun bir şekilde çözülmesi lazım. Şimdi biz en büyük ihracatımızı Avrupa Birliği’ne yapıyoruz. Zaten AB’den bir sürü araç da ithal ediyoruz. Orada en azından bir karşılıklılık var. Biz de satıyoruz biz de alıyoruz tamam ona kimse bir şey diyemez. Ama Çin’le yok. Onu düzeltmemiz lazım.
 
Yatırım yapsınlar bizde. Kimse de yanlış anlamasın, biz OSD olarak rekabete karşı da değiliz hazırlıksız da değiliz. Sonuçta bu Çin rekabeti kaçınılmaz bir şey. Rekabet yalnız Türkiye topraklarında olmuyor. Büyük oranda yaptığımız ürünleri Avrupa’ya ihraç ediyorsak, Avrupa’da da Çinli markalar var. Zaten Avrupa’da rekabetin içindeyiz. Bizim rekabetimiz yalnızca İstanbul’da satılan araçlarla değil ki. Sonuçta otomotiv sanayi bir global oyuncu. Biz zaten dünyanın her tarafından Çin ile rekabet etmeliyiz. Ama Türkiye pazarında da yatırımcıyı da korumak lazım. Çünkü bu yatırımcı da yatırım yapmaya devam ediyor. Artı batarya vs konuşacağız. Türkiye’nin pazarının ve üretiminin büyümesi lazım ki Türkiye elektrifikasyonda geride kalmasın. Sonuçta bugün görüyorsunuz, Avrupa’da her yerde batarya fabrikaları kuruluyor. Neden kuruluyor? Çünkü 10 küsur milyonluk üretim var orada ve bunlar üretime yakına gidiyorlar. Türkiye pazarında da biz üretimi 3 milyona, daha yukarıya çıkarabilirsek, örneğin Tofaş yarın 400 bin adet elektrikli yaptığı zaman batarya fabrikası kurmak zorunda, bunun başka yolu yokki. Herkes bunu Avrupa’da yaptı. Türkiye’de de bunun netleşmesi lazım. Türkiye’yi büyütmemiz lazım ki bu teknolojiler Türkiye’ye daha rahat gelsin. Hepsi birbirine bağlı bunların. Yoksa bu pazarı Çinliler’e verdiğiniz zaman Türkiye’de yatırım fizibiliteleri çalışmayacak, bindiğimiz dalı keseceğiz. Kim mutlu olacak? Sonuçta Çinliler’e daha fazla iş yapma imkanı sağlamış olacağız. Peki ne olacak Türkiye’nin geleceği? Bu uzun vadeli hepimizin koruması gereken bir durum. Burada 50 yıldan beri yaratılan bir sektör, sanayi var. Bunu korumamız lazım. Bu sadece 10 tane daha fazla araba satalım konusu değil. Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmak adına Türkiye pazarını büyütmemiz lazım. Türkiye pazarı yalnızca yeni yatırımcılarla büyüyecek. Biz nasıl üretimi 3 milyona çıkartırız. Bizim peşinde olduğumuz o. Batarya yatırımı gelmesini sağlayacak konu o. Yoksa teşvik değil önemli olan. 1 milyonluk üretiminiz varsa istediğiniz teşviği verin. Bataryayı takacağınız araç yoksa bir anlamı yok. Türkiye pazarının büyütülmesi ve Türkiye pazarında batarya talebinin olgunlaşması lazım. O işe biraz daha zaman var. Avrupa’nın ortalama milli geliriyle Türkiye’ninki aynı değilki. Bugün gidelim Romanya’ya. Romanya’da elektrikli araç var mı acaba? Bir Almanya ile, İsveç ile hep mukayese ediyoruz ama bugün elektrikli araç penetrasyonunun en yüksek olduğu ülke Norveç. 100 bin doların üstü milli geliri var. Romanya, Bulgaristan gibi ülkelere gidelim yüksek gelir seviyesindekilerin kısıtlı sayıda elektrikli araçları var, başka elektrikli araç yok. Biraz da bu fiyatların aşağı gelmesi lazım. Ne zaman elektrikli ve içten yanmalı maliyetlerinde elektrikli lehine bir şey olacak, o zaman elektrikliler daha ön plana çıkacak, bunların ikinci elleri oluşacak.