“Türkiye'de yalnızca montaj için gelecek olan üretimleri doğru bulmuyoruz.
Yani Türkiye'den tedarik yapılması lazım ve Türkiye'de ARGE yapılması lazım. Bence katma değerli üretimin yani Türkiye'nin ihtiyacı olan bugün katma değerli üretim ve ARGE merkezleriyle Türkiye'nin gelişimine daha fazla destek sağlayacak yapılanmalara ihtiyacımız var. Yalnızca burada montaj yapacak bir tesis ise bence ülkeye büyük katma değer sağlayacağını düşünmüyoruz.
*
Yerli payı bizim için önemli
“Yerli payında da kapasite kullanımıyla beraber bir miktar düşüşün olduğu bir sene. Bu da hep tabi olumlu rakamlardan bahsettik, rekorlardan bahsettik ama 2025 yılında yüzde 29’luk bir yerli satışla kapatıyoruz toplam otomotiv piyasasında. Bu da bu güne kadar en düşük rakam, geçen sene yüzde 31’di bu sene yüzde 29’a geriledi. 2025 yılının otomotiv pazarına baktığımız zaman pazarın dinamikleri nasıl; pazarda hibrit ve içten yanmalıların yüzde 82 paya sahip olduğunu görüyoruz. Pazarın büyük bir kısmı hala içten yanmalı ve hibrit kısmında. Teşviklerle birlikte elektrikli araçların Türkiye pazarından aldıkları pay yüzde 18’ler seviyesine yükselmiş durumda.”
*
En önemli sorunlarımızdan biri otomobildeki dengesizliktir.
“Türkiye, hala otomobil ihracatından daha fazla ithalat yapan bir konumdadır. Bu durum, otomotiv sanayinin doğrudan sorumluluk alması gereken alanlardan biridir. Türkiye’de otomotiv yatırımlarının artırılması, iç pazara daha fazla Türkiye’de üretilmiş otomobilin sunulması büyük önem taşımaktadır. Bu konu, önümüzde çalışılması gereken bir başlık olarak durmaktadır. 7,7 milyar dolarlık açık Türkiye ekonomisi açısından son derece önemlidir.”
*
Made in EU” açıklamasının bu ay sonunda açıklanmasını bekliyoruz
Bu da tabi çıkacak olan belge kesin belge değil, tartışmaya açık bir belge ama tabi belgenin baştan da doğru çıkması lazım. Belge doğru çıkmazsa o da başka bir sorun. Onu değiştirmek tabi zor konu fakat Avrupa Birliği de açıkladığı otomotiv paketiyle aslında iki tane konunun altını çizdi; Bir tanesi kurumsal filolara yönelik bundan sonra teşviklerin “Made in EU” üretimine yönelik olacağı. Tabi bunda kurumsal filolardan kamuyu anlamamak lazım, kurumsal filolar aslında belli bir sayıda araç parkına sahip olan şirketler demek. Bunun içinde rent a car şirketleri olduğu gibi büyük bir ilaç şirketinin eğer kendi filosu varsa o da dahil. Bu tabi büyük bir pazar, AB’nin en önemli alt segmentini oluşturuyor. Burda böyle bir yönlendirme olması önemli, burda tabi bu açıdan da “Made in EU” tarifinin nasıl olacağı son derece önemli. Diğer taraftan da tabi Avrupa’da çok uzun zamandır devam eden bir diğer tartışma da küçük ve bir takım homogolatif kurallardan muaf tutulmuş bir araç serisine izin verilmesi. Yani bugün bizim M1 dediğimiz araçları M0 gibi düşünün, yani bir takım M1 şartlarına tabi olmadan üretilebilecek dolayısıyla maliyeti daha ucuz olacak, belli kısıtlamalara tabi olacak küçük araç sınıfına da aslında bu paketle bir yerde yol verilmiş oldu. Bunlar tabi Avrupa’daki otomobil talebini, arzını ve aslında üretim yerlerini etkileyebilecek kararlar. Çok yakından takip ediyoruz, bizim açımızdan son derece önemli konular bunlar tabi. Bir de tabi Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki otomotiv sanayi ilişkilerine baktığımız zaman, son 30 yılda inşa edilen gerçekten çok katmanlı, çok birbirini tamamlayıcı ve karşılıklılık üzerine de kurulu bir yapı var aslında. Bugün Türkiye’nin toplam otomotiv ihracatının yüzde 70’i Avrupa Birliği’ne yapılıyor. Yine Avrupa Birliği’nin de toplam otomotiv ihracatının da yüzde 8’i aslında Türkiye’ye yapılıyor. AB’nin dördüncü en büyük otomotiv pazarı da Türkiye, ihracat anlamında. Burda karşılıklı, dengeli bir ticaret var. Bir dış ticaret açığı veya fazlası da yok, rakamlara baktığımız zaman bizim AB ile olan toplam otomotiv ihracatımız ile ithalatımız birbirine çok yakın değerler. Bu açıdan AB Türkiye’nin en büyük ve en öngörülebilir pazarı aslında ihracat anlamında. Türkiye de aslında Avrupalı üreticiler için tamamlayıcı bir üretim merkezi, hem komponent anlamında hem belli araçların üretimi anlamında. İşte gördük, hafif ticari araçlarda şu anda belki ikinci durumdayız ama Tofaş’ın K9 yatırımını tamamlamasıyla beraber tekrar birincilik pozisyonuna geçebiliriz. Aslında Avrupa’nın en önemli hafif ticari araç merkezi, en önemli otobüs üretim merkezi aslında Türkiye. Bu açıdan çok büyük tamamlayıcı rolümüz var bizim Avrupa Birliği içinde. Biz de Avrupa için rekabetçi, esnek, öngörülebilir ve güvenilebilir bir ticari partneriz aslında, iş ortağıyız. Yani bu açıdan “Made in EU” konusunun Türkiye’yi biz açıkçası olumsuz etkilemesini beklemiyoruz ama bu bir risktir o açıdan da 28 Ocak’ta nasıl bir taslak çıkacağını hepberaber takip edeceğiz ama Türkiye’siz bir Avrupa otomotiv sanayi biraz zor ayakta kalabilir yani kendisini devam ettirebilir. O açıdan da yönetilmesi gereken bir konu.