2025 genel olarak nasıl geçti?
“2025 hareketliydi. Sektör açısından beklentiden daha iyi geçti, onu kabul etmek lazım yani beklentinin üstündeydi. 1.368-1.400 gibi bir adetle kapandı. Otomobilde ilk defa milyon sınırı geçildi. Yani herkes geçen senenin altında kalır derken normalde. Engellide de yeni bir yönetmelik çıktı. 150.000 sadece engelliden kayıp olur derken beklentilerden iyi bir dönem geçti.
Türkiye’deki otomobil trendlerinde değişiklikler var!..
“Trendler olarak da ben Ticaret Odası’nda bir toplantıdaydım, özellikle bazı rakamları aldım. Sizin dediğiniz gibi 1.084.000 otomobil hafif ticari hariç, otomobilde de 509.217'si benzinli otomobilmiş. %13,9 düşmüş benzinli. 80.346 dizel otomobilmiş, o da %16 düşmüş. Otogaz 7.595 satılmış, bir önceki seneye göre %27 artışmış. 295.378 hibrit araba satılmış -içinde mild hibrit, plug-in hibrit gibi çeşitler var- %62 artışa denk geliyor. 191.960 adet elektrikli araba satılmış, bu da %82'lik bir artışa denk geliyor. New dedikleri bu yeni enerji, New Energy Vehicle dedikleri araçların satışı toplam 487.338 olmuş. Dün toplantıda dikkatimi çekti bu rakamlar.
Elektrikli otomobil pazarında yeni bir oluşum geliyor!..
“2025 yılı elektrikli araç parkı da 355.500 olmuş. Yani rakamlar ciddi, elektriklideki büyüme ciddi. Bir sektör kabuk değiştiriyor, yön değiştiriyor. İşte buna çok iyi uymak lazım. Yavaş yavaş satış sonrasına da ağırlık vermek lazım. Ama sorunlar yani Allah muhafaza. Elektrikli araçlar yandığı zaman söndürülmesi çok kolay değil bataryadan kaynaklı. Onun için biz de şimdi var gücümüzle bir çalışma yapıyoruz. Elektriklide bir altyapı hazırlayıp çeşitli markaların elektrikli çözüm merkezi olabilmek için. Hem servis hem hasarda. Gülan Grup olarak diyoruz ki elektriklide gidilecek çok yer var. O yüzden özellikle düzayak, Allah muhafaza acil bir durumda tahliyenin daha kolay olabileceği bazı yerlerde bazı çalışmaları yapalım, elektriklide her türlü çözüm ortağı olalım diye uğraşıyoruz.
Avrupa'da örnek aldığınız bir şey var mı yoksa kendi kendinize mi geliştiriyorsunuz?
“O tarz bir yeri ziyarete gideceğiz yakında, Almanya’da. Özellikle elektrikli araçlar bizim bütün servisler alt katlarda olduğu için olası olumsuz durumlarda ne olacağını çok iyi görmek gerekiyor. Bununla ilgili herkesin iç eğitimi devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nde geçenlerde bir sunum yaptı, riskleri anlattı. O yüzden bu işe uygun bir formatta para harcamak lazım. Bosch Car Service'nin genel genel müdür yardımcısının bir sunumu vardı. Norveç dünyada en çok elektrikli aracın olduğu yer. O diyor ki: “Elektrikli araçlardan sonra Norveç'te ne teknik servislerde personel sayısı azaldı ne de iş kapasitesi azaldı. Evet yağ değişimi yok ama onun yerine pilin tamiriyle ilgili yeni konular gelecek. Daha güçlü motor olduğu için ön takımlarda daha fazla bir şevler çıkıyor.” O yüzden yeni dünyanın yeni şartlarına uymamız gerekiyor, başka çaremiz yok.
Elektrikli otomobil satan markaların servisleri yeterli değil mi?
“Yani yeterlilikten ziyade henüz daha elektriklilerin çok büyük dönüşü başlamadı. Şimdi elektrikli motorun tamiri, elektrik pillerindeki cell’lerin değişimi falan gibi işler daha Avrupa'da da yeni başladı. Periyodik bakımların mesafesi çok uzun yani 2 sene, 3 sene veya 200.000. Ama periyodik bakımın dışında pil performansı, onun dışında diğer elektronik aksamlarda yaşanan problemler ve bir de hasar işleri var. Şimdi lokasyon olarak bunların yapıldığı yerlerin belli bir standartta olması gerekecek mi gerekmeyecek mi? Teknolojiler de değişiyor, önümüzdeki günlerde bunların hepsini yeni yaşayacağız.
Daha şu anda içten yanma motorların devri hala kapanmadı ve bu gidişata göre de kapanacak gibi değil. Bir senaryo söylemişlerdi, 2035'te Türkiye'deki elektrikli araçlar toplam araç parkının %10'una anca ulaşır deniyor. Yani şu anda Türkiye'de 31 milyona yakın araç var, herhalde 17.100.000 civarı toplam araç parkı var Türkiye'de. Şu anda %2,2'lere anca geldi bu hesaba göre. Yani 2035 işte tamamen elektrikliye dönüş dediğimizde hani belki de bu çok iyi gidecek ama %10 olacak.
Peki sizin yapmayı planlığınız oluşum nasıl bir şey?
Daha düzayak, daha hızlı müdahale edilebilen yani bodrum katta değil daha düzayak müdahale edilebilir yapmaya çalışıyoruz. Çünkü olası risklerde çok hızlı müdahale edilebilir olması gerekir. 355.000 arabadan bahsediyoruz, 355.000 araba az bir araba değil ama toplam Türkiye'deki araç parkının 17 küsur milyon olduğu düşünülürse bu hesaba göre henüz %2’si.
Satışlar iyi ama bayi kârlılığı düştü dediniz. O konuyu teknik olarak açabilir misiniz?
“Euro’nun enflasyon ve kredi maliyeti var. Bu üçlü ayak içerisinde kredi maliyeti-Euro arasındaki makas bayinin kârlılığını ve kârsızlığını çok etkiliyor. Araba fiyatı Euro kadar artıyor, bayinin asıl önemli maliyeti olan stok maliyeti ise Euro’nun artışından hızlı artıyor. Stok maliyetinin hızlı arttığı, Euro’nun az arttığı yerlerde eldeki stokların hepsi bütün kârı götürüyor. O yüzden Türkiye'deki her marka da stoklu çalışmak durumunda. Çünkü siz stoğu erittikçe ana firma size yeni araba veriyor. Size minimum araç stoğu koyduğu müddetçe sizin elinizde duran her arabayı ya çok hızlı satacaksınız ödeme tarihinden evvel ya da durduğu her gün size bir fonlama maliyeti yaratacak demektir..
Bu sarmaldan nasıl kurtulunabilir?
Bundan önceki senelerde arabanın Euro maliyet artışıyla fonlama maliyeti arasındaki makas çok değildi. Böylece stoğunuzda duran arabada yandım anam demiyordunuz. Diyordunuz ki sonuçta arabadır, bir şekilde değerini yakalar ve ben fonlama maliyeti kadar araba fiyatında da para kazanırım diyordunuz. Şimdi hükümetin son 2-3 senedeki politikasıyla enflasyonu düşürmek adına kurlar baskılanıyor ama fonlama maliyetleri yukarı. Bu ne zaman düzelir? Fonlama maliyeti aşağı geldikçe aradaki makas kapanacaktır. Euro, fonlama maliyeti kadar artıp ekonominin standart dengesi oluştuğu zaman yine stokta duran arabadaki zarar etme riski az inecektir.
Bu sene o eski kârlar yok mu diyorsunuz?
“Yok, hiçbir şekilde yok. 2023'teki kârlar da yok. O yüzden ben 2026 içerisinde bayi birleşmeleri olacağını düşünüyorum. 2026'da bazı bayilerin meslekten çıkacağını tahmin ediyorum. Bazı bayilikleri bazı bayilerin satın alması gerçekleşebilir…
Türkiye'deki 1500-2000 tane bayinin olduğu dönemler, köşe başında bir sürü bayinin olduğu dönemler azalıyorsa bu sene de radikal bayi sayısında düşüş olacağına inanıyorum bu sebepten dolayı. Artık bu işi çok büyük paralarla yapmak zorundasınız.
Peki bir de Türkiye'de mesela Avrupa'ya nazaran bir plaza kültürü var ve çok büyük maliyetler bunlar. İçeri bir giriyorsunuz, neredeyse 4-5 yıldızlı bir otele girmiş gibisiniz. Bu hep böyle gider mi Türkiye'de ya da doğrusu bu mu?
“Böyle gitmek zorunda. Çünkü zamanında Türkiye’de bunun tersiydi, çok sayıda bayilik vardı. Onların stok sayısı azdı ama sistem artık daha büyük yatırımların olduğu daha büyük bayiler yöntemine geçiyor. Yani bu saatten sonra buradan geriye dönüş olma şansı yok.
Şu anda bir sıfırdan açılacak bir bayiliğin plaza maliyeti ne kadar?
Arsa alıp bayilik yapmak isterseniz 10 milyon dolarla 15 milyon dolar arasında değişir. Arsayı alacaksınız merkezi bir yerde, oraya binayı inşa edeceksiniz. Tam yatırım maliyeti bu. Bu iş kirayla olmuyor çünkü kiralar da yüksek. Şimdi her 2-3 senede bir yeni konseptler geliyor. Kiralık bir yerde bu kadar büyük konsepte para harcamak da riskli. Onun için otomobil işinde kirayla iş yapabilmek çok kolay değil.
Fakat çok büyük bir para değil mi bu?
Çok büyük bir para ama işin gerçeği de bu. Çünkü iyi bir plaza 5-6.000 m²eden başlıyor. 5.000-6.000 m² inşaatın maliyetini vesaire üst üste koyduğunuz zaman öyle çıkıyor.
Genel olarak 2026'yı nasıl öngörüyorsunuz?
“2026'da yine benzer bir satış bekleniyor piyasalarda. Sanki en kötü 1 milyon olmuş gibi gözüküyor pazarda, pazarın dinamikleri bunu gerektiriyor. Çünkü genç nüfusumuz var, ilk defa her 1000 kişiye düşen araba sayısı 200 oldu. 17 küsur milyon araç, 85 milyon nüfus. 85'te 17 ise 1.000’de kaç dediğimizde 200 gibi bir rakama geliyor binek otomobili olarak, binek artı ticari daha yüksek. Bence bunun 400'e, 500'e kadar yolu var Avrupa ülkelerinde olduğu gibi. Onun için gelecek 3-4 sene vergilendirme sisteminde veya ilave çok büyük bir ekonomik dalgalanma olmazsa pazarın büyüyerek gitmesi gerekiyor kişi başına düşen araba sayısının artması için. O yüzden önümüzdeki dönemin otomobil perakendeciliği açısından eğer fonlama maliyetleri de düşerse iyi geçecek olması yönünde benim tahminlerim.
Peki siz bu sene ne yaptınız Gülan Otomotiv olarak?
“Gülan otomobil olarak geçen senenin üzerinde bir satış yaptık. Pazarda satılan arabada toplam pazarın %1,6'sı gibi bir hedefe ulaştık. Hedefimiz öyleydi yani hedefimiz belli bir pazarın altına düşmemekti. Türkiye'de satılan arabanın %1,6'sını satabilmekle yola çıkmıştık, orada hedefimize ulaştık. O açıdan beklediğimiz bir şey oldu. Gruba yeni BYD katılmıştı. BYD’den aralıkta ürün gelememesi biraz daha yukarıda bir rakam çıkmamasına sebep oldu. Ama BYD'nin de önümüzdeki günlerde -inşallah fabrikanın da iyi haberlerinin gelmesiyle- amiral gemilerimizden biri olacağına inanıyorum. Kiralamada Türkiye'de dolar bazında her sene %10-15 büyüme var günlük kiralamada. Biz de günlük kiralamada İstanbul Havalimanı, Sabaha Gökçen, Adnan Menderes ve İzmir'in tamamında Garenta olarak aktiftik. Şimdi gruba yeni katılan Pratikar olarak -yine Anadolu Grup’un yeni markası- yüksek hızlı tren Ankara'ya açıyoruz, Bodrum’a açıyoruz. Orada biraz büyümeye çalışacağız. Biraz daha uzun dönem kiralamaya girmek istiyoruz kendi müşteri grubumuzun içinde, 12 ay ve 12 ayın üstünde araç kiralamaya çalışıyoruz. Sonuçta o işte olmaya devam edeceğiz, öyle gözüküyor.
İkinci El nasıl geçti, o tarafta neler oluyor?
“2025’te bazı aylar çok hareketliydi, bazı aylar tempo düştü. Sıfır arabalarda çok kampanya beklendiği dönemlerde ikinci el biraz frene bastı. Ama artık ikinci elle sıfırın arasındaki denge tekrar oturmaya başladı. 2023'ün sıfır ve ikinci el dengesizliği şimdi biraz oturdu. İkinci elde her zaman müşteri potansiyeli devam edecek. Çünkü Türkiye, dünyada beşinci büyük ikinci el pazarı. Orada da ‰2 geldi son kullanıcıya, ilave bir tescil masrafı geldi. Ama son anda şey düzeltildi, o çok iyi oldu yani. B2B satışlarda, yetkili belgelilerin kendi arasındaki satışlarındaki ‰2’yi kaldırdılar. O bir avantaj oldu, inşallah iyi olacak. Bizim ikinci elimiz de kuvvetliydi, istediğimiz hedeflere ulaştık.
Genel olarak daha mı umutlusunuz 2026'dan?
“2026'dan daha umutluyuz. Çünkü 2026'da bariz bir şekilde enflasyonun ve fonlama maliyetlerinin düştüğünü görüyoruz. Eğer hedeflere ulaşılıp enflasyonda %19-20'lere gelinirse, fonlama maliyetinin de 1-2 puan yukarıda olduğunu düşünürsek o zaman operasyonel olarak çok daha rahat hareket edeceğimiz bir dönem olacak. O yüzden yüksek fonlama maliyetinin, düşük Euro’nun olduğu en zor dönemi geçmiş olduğumuzu düşünüyoruz. Jeopolitik olarak veya ekonomik olarak herhangi bir sarsıntı olmazsa globalde veya Türkiye'de, 2026 yılı 2025'ten daha iyi geçebilir.
Fonlama maliyeti konusunu biraz açar mısınız?
Bütün otomobil bayiliğinde bayilikler büyüdükçe ve kiralama işleri devreye girdikçe fonlama maliyetleri önem taşımaya başlıyor. Çünkü 1000-1500 arabalık bir bayiliğin senelik satışını öz sermayeyle yapabilmeniz mümkün. Ama sayınız 20.000'lerin üzerindeyse ve kiralamada da sürekli araba çalışıyorsanız o zaman bu işin içerisinde her zaman bir fonlama maliyeti var. Fonlama maliyeti de Türkiye'de Euro’ya yakın gittiği için kendini ortaya çıkartmazdı. Çünkü fonlama maliyeti kadar mal da prim yapardı. Şimdi aradaki makas enflasyonu düşürmek için açılınca fonlama maliyeti açık ara yukarıya çıktı. Yoksa otomobil gibi sermayesi yoğun bir işte “ben sadece öz sermayemle bu işi yapabiliyorum” demek çok kolay değil. Onun için fonlama maliyeti hep vardı aramızda ama makas bu kadar açık değildi. Yani stoğunuzdaki araba, fonlama maliyetinden bu kadar aşağıda kalmazdı.
Anladığım kadarıyla bu tekerleği çevirmek zorlaşıyor.
Her şey çok zorlaşıyor. Sadece Türkiye'de değil globalde de 130 senelik bir teknolojinin değiştiği, içten yanmalı motorların çok ciddi şekilde farklı motorlara döndüğünü, Çin gibi yeni oyuncuların pazara girdiğini görüyorsunuz. Onun için ayrı bir dünya. Herkesin konfor sınırı değişiyor. Uyamayanlar devam
Edemiyor, uyanlar güçlenerek çıkıyor.
Otostad’da işler nasıl? Hayaliniz vardı burayı kurarken o hayal gerçekleşiyor mu?
“Bizim hayalimiz şuydu: Bir ekosistem oluşturmak. Şimdi burada ekspertiz ofisleri var. Otokoç, Oto Nova gibi büyük oyuncular var, galerici meslektaşlarımız var, benim yaptığım 5 tane bayilik var, sıfır araba var, noter var, yeme içme yerleri var. BYD var şimdi, BYD'nin plazası yapılıyor. O geçici showroom. Büyük bir BYD plaza yapılıyor, güneş panelleri konuyor. Altyapıyı da güçlendirmeye çalışıyoruz. Sonuçta bu bölge de canlandı, Sancaktepe de canlandı. Bu anlamda bir yapı Anadolu yakasında yok.
Bir planımız var mesela, sadece elektrikli araçların tamiriyle ilgili bir yer kurmak ve başka bayilikler almak gibi. Ben mesela Altunizade'deki Nissan'ı buraya taşımak istiyorum, bunlar da planlarımızın içinde. Ama tabii bunların hepsi firmalarla görüşerek oluyor. Burayı tam böyle bir hap yapmak istiyoruz. Sıfır araba isteyen, ikinci el araba isteyen, hasarını yaptırmak isteyen, ekspertiz yaptırmak isteyen herkes buraya gelsin. Hayalimiz bu, o da her geçen gün hızla ilerliyor. Yani hayalimiz hem otomotiv sektöründe büyümemize imkân tanıyacak bir altyapı oluşturmak hem de perakende müşteriyi buraya çekebilmekti. Eskiden bazı ayrımlar vardı; burası çok uzak, orası yakın gibi. Şimdi baktığınız zaman artık İstanbul'da özellikle beyaz yakalıların kaydığı bir merkez olmaya başladı. Sancaktepe, Çekmeköy bölgeleri de bize katkı sağladı. Yani ben önümüzdeki günlerin daha da iyi olacağına inanıyorum. Çünkü müşteri araba alımını yaparken, “yoldan geçerken gördüm aldım”dan ziyade zaten online olarak bütün hazırlığını yapıyor. Gittiğinde rahat park edebileceği, rahat bir araba deneyimi yaşayacağı bir yer istiyor. 90'lı senelerde çok yayanın geçtiği yer bizim işimiz için itibarlıydı, şimdi metrekarenin büyük olduğu yerler daha önemli. Çünkü daha büyük stoklama şansınız oluyor. Mesela boya kaporta tesisiniz olacak. Şehrin içinde bu iş yapılabilir olmaktan çıktı artık. Buranın şöyle bir etrafından dolaşsanız 2,5 kilometre falandır çevresi. Ağır bir yatırım oldu bizim için, bayağı para, emek ve çaba harcadığımız bir yatırım.