Türkiye’de 30 yıldır otomobil üreten, binlerce kişiye istihdam sağlayan, Avrupa’ya ihracat yapan Hyundai, şimdi de elektrikli otomobil IONIQ 3’ü İzmit’te üretiyor... Ancak iş devletin sağladığı avantajlara gelince karşısına ilginç bir engel çıkıyor: Ar-Ge merkezi Türkiye’de değil! Peki Togg’a açılan kapılar Hyundai’ye neden kapalı?
Geçtiğimiz günlerde Hyundai’nin İzmit fabrikasında üretmeye hazırlandığı elektrikli IONIQ 3 modelinin basın toplantısındaydım. Hyundai Türkiye Genel Müdürü Murat Berkel’e özellikle sormak istediğim bir soru vardı. Çünkü uzun zamandır Türkiye otomotiv pazarında dikkatimi çeken önemli bir eşitsizlik tartışması yaşanıyor. Bir tarafta Türkiye’nin yerli otomobil markası Togg var. Diğer tarafta ise Türkiye’de yıllardır üretim yapan, yatırım gerçekleştiren, istihdam sağlayan ve ihracat yapan otomobil üreticileri. Togg için açıklanan cazip finansman kampanyaları, uzun vadeli krediler ve sıfır faiz seçenekleri ortada. Adeta “Satış Garantili” kredi imkanlarıyla finans sağlanıyor... Peki Türkiye’de üretim yapan diğer markalar bu imkânlardan yararlanabiliyor mu? İşte Murat Berkel’e tam olarak bunu sordum.
“Togg Türkiye’de üretildiği için çeşitli avantajlardan yararlanıyor. Özellikle banka kredileri konusunda önemli imkânlar sağlanıyor. Siz de Türkiye’de üretim yapıyorsunuz. Peki aynı imkânlardan yararlanabiliyor musunuz?”
Berkel’in verdiği yanıt son derece dikkat çekiciydi:
“Bu imkândan faydalanabilmemiz için Ar-Ge merkezinin Türkiye’de olması gerekiyor. Böyle bir ön koşul var. Bizim Ar-Ge merkezimiz Türkiye’de değil. Bundan dolayı şu anda bu seçenekten yararlanamıyoruz.” Ardından tekrar sordum: “Yani sadece Ar-Ge’ye mi takıldınız?” Berkel, “Evet” yanıtını verdi. Başka kriterlerin de bulunduğunu hatırlattığımda ise Ar-Ge merkezinin Türkiye’de olmasının en önemli koşullardan biri olduğunu ve bunun mevzuatta yer aldığını söyledi.
İşte şimdi asıl tartışmamız gereken konu bu!
30 Yıldır Türkiye’de Üretiyor Ama Yetmiyor!
Hyundai Türkiye’ye dün gelmedi. Yaklaşık 30 yıldır İzmit’te otomobil üretiyor. Türk işçisi çalıştırıyor. Türk yan sanayisinden parça tedarik ediyor. Türkiye’den Avrupa’ya otomobil ihraç ediyor. Üstelik şimdi elektrikli otomobil üretimi için yeni bir döneme hazırlanıyor. IONIQ 3 ile Türkiye’nin elektrikli otomobil üretimindeki konumunu güçlendirmeyi hedefliyor. Yani Türkiye’ye yatırım yapmaya devam ediyor. Peki bütün bunların karşılığı ne? “Ar-Ge merkeziniz Türkiye’de değil!”
Türkiye’de fabrika kurmak, üretim yapmak, binlerce kişiye iş vermek, ihracat gerçekleştirmek, ülkeye döviz kazandırmak yeterli değil mi?
Bir otomobilin Türkiye’de üretilmesinden daha önemli ne olabilir?
Elbette Ar-Ge faaliyetlerinin Türkiye’de yapılmasını teşvik etmek gerekir. Ancak bunun yöntemi, Türkiye’de zaten üretim yapan şirketlerin rekabet gücünü olumsuz etkilemek mi olmalı?
Togg’a Var, Hyundaı’ye Neden Yok?
Öncelikle şunu açıkça söyleyeyim. Togg’a karşı değilim. Türkiye’nin kendi otomobil markasına sahip olması önemli bir sanayi hamlesidir. Ancak Togg’u desteklemekle Togg’u rakiplerinden korumak arasında çok önemli bir fark var. Bugün Togg müşterilerine sunulan sıfır faizli, yüksek tutarlı ve uzun vadeli finansman kampanyaları, otomobil satın alma kararlarında ciddi avantaj yaratıyor. Özellikle krediye erişimin zorlaştığı, faiz oranlarının yüksek seyrettiği bir dönemde finansman imkânı neredeyse otomobilin kendisi kadar önemli hale geldi.
Peki aynı ülkede üretilen Hyundai IONIQ 3 için benzer koşullar neden geçerli olmasın?
Burada açıklığa kavuşturulması gereken önemli bir ayrıntı var.
Togg’un finansman kampanyalarının ne kadarı bankaların ticari tercihlerinden, ne kadarı üreticinin desteğinden, ne kadarı kamu kaynaklı avantajlardan oluşuyor?
Hyundai’nin yararlanamadığı düzenleme tam olarak hangisi?
Bu iki uygulama aynı mekanizmanın parçası mı?
Bunların açıklanması gerekiyor.
Ancak Berkel’in verdiği yanıt bile Türkiye’de üretim yapan şirketler arasında teşviklere erişim açısından sorgulanması gereken farklılıklar bulunduğunu gösteriyor.
Eğer aynı pazarda rekabet eden iki üreticiden biri belirli avantajlara ulaşırken diğeri yalnızca Ar-Ge merkezinin konumu nedeniyle dışarıda kalıyorsa, burada ciddi bir rekabet politikası tartışması vardır.
Türk İşçisinin Emeği Ar-Ge Merkezinden Daha Mı Değersiz?
Şimdi bir düşünelim. İzmit’te Hyundai fabrikasında çalışan işçi de Türk. Gemlik’te Togg fabrikasında çalışan işçi de Türk. Her iki fabrika da Türkiye’de üretim yapıyor. Her ikisi de Türkiye ekonomisine katkıda bulunuyor. Üstelik Hyundai, üretiminin önemli bölümünü ihraç ederek Türkiye’ye döviz kazandıran köklü bir üretici.
Togg ise bugüne kadar ağırlıklı olarak iç pazarda faaliyet gösterdi. Elbette iki şirketin iş modelleri ve teknoloji geliştirme faaliyetleri farklı olabilir. Ama Türkiye’nin otomotiv sanayisi açısından asıl hedefi ne olmalı? Üretimi artırmak mı? İhracatı büyütmek mi? İstihdam yaratmak mı? Yoksa belirli şirketleri diğerlerinden daha avantajlı hale getirmek mi?
Türkiye’nin sanayi politikası, markaların pasaportuna göre değil, ülkeye sağladıkları katma değere göre şekillenmeli.
Yabancı Yatırımcıya Verilen Mesaj Ne?
Meselenin bir başka boyutu daha var. Türkiye yıllardır uluslararası otomobil üreticilerini yeni yatırımlar için ülkeye davet ediyor. Elektrikli otomobil üretiminin artmasını, yeni fabrikalar kurulmasını, ihracatın büyümesini istiyoruz. Peki Hyundai gibi 30 yıllık bir yatırımcıya verilen mesaj ne?
“Türkiye’de üretim yapabilirsiniz ama bazı avantajlardan yararlanmak için Ar-Ge merkezinizi de buraya taşımalısınız.”
Ar-Ge yatırımlarının Türkiye’ye gelmesi elbette değerli.
Ancak bu şartın hangi desteklerde, hangi gerekçelerle ve hangi üreticilere uygulandığının şeffaf biçimde ortaya konulması gerekiyor.
Çünkü yatırımcı açısından en önemli konulardan biri öngörülebilirliktir.
Kuralların açık, anlaşılır ve bütün üreticiler için adil olması gerekir.
Aksi halde Türkiye’ye yeni yatırım çekmeye çalışırken mevcut yatırımcıların kafasında soru işaretleri yaratırız.
Hyundai Üvey Evlat Mı?
Şimdi kafalarda oluşan soruları şöyle sıralayalım...
Türkiye’de üretilen elektrikli otomobiller için sağlanan desteklerin kriterleri nelerdir? Ar-Ge merkezinin Türkiye’de bulunması hangi düzenlemenin şartıdır? Hyundai’nin yararlanamadığı avantajın kapsamı nedir? Togg’a sunulan finansman koşulları ile diğer yerli üretim araçlara sunulan koşullar arasında nasıl bir fark vardır?
Ve en önemlisi:
Türkiye’de 30 yıldır üretim yapan Hyundai, devletin gözünde Togg ile eşit koşullarda rekabet edebiliyor mu? Bu sorulara açık ve somut yanıtlar bekliyoruz. Çünkü burada yalnızca iki otomobil markasını karşılaştırmıyoruz. Türkiye’nin sanayi politikasını, yatırım ortamını ve rekabet anlayışını sorguluyoruz.
Togg’u Koruyalım Derken Türkiye’deki Üretimi Cezalandırmayın!
Türkiye’nin Togg’a ihtiyacı var. Ama Hyundai’ye de ihtiyacı var. Ford’a, Toyota’ya, Renault’ya ve Türkiye’de üretim yapan diğer otomotiv şirketlerine de ihtiyacı var. Türkiye’nin otomotivdeki gücü tek bir markadan değil, yıllar içinde oluşan üretim ve tedarik ekosisteminden geliyor. Bu nedenle bir markaya avantaj sağlarken diğerlerinin rekabet koşullarını zorlaştırabilecek düzenlemeler son derece dikkatli değerlendirilmeli. Togg’u desteklemek, diğer üreticileri ikinci plana atmak anlamına gelmemeli.
Yerli markayı koruma anlayışı, Türkiye’de üretim yapan diğer şirketlerin üvey evlat muamelesi gördüğü bir sisteme dönüşmemeli.
Murat Berkel’in açıklaması sonrasında artık bu sorunun yanıtını bekliyorum:
Hyundai Türkiye’nin 30 yıllık evladı mı, yoksa Ar-Ge merkezi yurt dışında diye üvey evladı mı?
Türkiye'de üretim yapan bir şirketin yarattığı istihdam, ihracat ve katma değer, devletin destek politikasında neden tek başına yeterli görülmüyor?