Önce VW Türkiye’yi ve Doğuş Otomotivi bir konuda tebrik etmeliyim. 30 Ekim sabah saat 08’e kadar bu haberle ilgili tek bir söylenti bile çıkmadı. Hiçbir otomobil gazetecisinin duyumu olmadı. Haber mail ortamında herkesle aynı anda paylaşıldı.... Şimdi gelelim habere ve haberin yayılış şekline.
Haber aslında bir “niyet mektubu” imzalanması haberiydi. İlk cümlesi de şu şekildeydi; “Şirketimiz ile Volkswagen Grup Şirketleri arasında, Volkswagen Binek marka otomobillerin Türkiye'de üretilebilmesine yönelik seçeneklerin değerlendirilmesi amacıyla bir niyet mektubu imzalanmıştır.”
Bu KAP’a bildirilen cümleden, sevgili “meslektaşlarım” ve birbirinden değerli sosyal medyada otomotiv üzerine yayıncılık yapanlar Manisa’da fabrikayı kurdular. Elektrikli mi yoksa içten yanmalı mı üretilmeli diye fikirlerini beyan ettiler. Model seçenler oldu. “Polo olsun, Skoda olsun gibi... Kimi geçmişin hesaplaşmasıyla “Zamanında bizi terk etmişti şimdi zararda ve bizimle ayakta durmaya çalışacak buna izin vermeyelim” diye ergen tribi yaptı. Anlayacağınız bilen de bilmeyen de bu topa girdi. Oysa ortada “niyet mektubu”ndan başka hiçbir somut bilgi ve belge yoktu. Şu sıralarda gündem ve haber sıkıntısı çekilirken Volkswagen’in Türkiye’de tekrar üretime başlayacak “haberi” adeta ilaç gibi gelmişti.
Şimdi gelelim bu konudaki benim düşüncelerime...
*
Yaklaşık 6 milyar euroluk zararla gündeme gelen Volkswagen Grubu, Türkiye’de binek otomobil üretimini yeniden masaya aldı. Doğuş Otomotiv’in imzaladığı niyet mektubu, yedi yıl önce başlayan ve yatırım gerçekleşmeden kapanan Manisa dosyasını hatırlatırken, “Made in Europe” tartışmasına da yeni bir boyut kazandırdı.
Doğuş Otomotiv, Volkswagen Grup şirketleriyle Volkswagen marka binek otomobillerin Türkiye’de üretilebilmesi seçeneklerini değerlendirmek amacıyla niyet mektubu imzaladığını açıkladı. Ancak açıklamada üretilecek model, yatırım tutarı, tesisin yeri, kapasitesi ve takvimine ilişkin bilgi verilmedi. Dolayısıyla ortada henüz kesinleşmiş bir fabrika yatırımı değil, üretim seçeneklerini değerlendirmeye yönelik bir ilk adım bulunuyor.
Türkiye, Volkswagen’in yatırım gündemine yabancı değil. Alman üretici, 2019’da Manisa’da şirket kurmuş, yıllık 300 bin araç kapasitesi ve yaklaşık 4 bin kişilik istihdam öngörülen fabrika projesi büyük beklenti yaratmıştı. Ancak Temmuz 2020’de pandemiyle birlikte küresel talebin gerilemesi gerekçe gösterilerek projeden vazgeçilmiş, ardından şirketin tasfiye süreci başlatılmıştı. Yani bugün yeniden açılan kapının geçmişinde, yedi yıl önce başlayan ama üretime dönüşmeyen bir yatırım hikâyesi var.
Bu kez Volkswagen’in kendi tablosu da zorlayıcı. Grup, 2026’nın üçüncü çeyreğinde 5,8 milyar euro vergi sonrası zarar açıkladı. Porsche’ye ilişkin değer düşüklüğü başta olmak üzere tek seferlik giderler, Çin’deki zayıflık ve ABD tarifeleri sonuçları baskıladı. Bu rakam Volkswagen markasının tek başına veya grubun bütün yıl boyunca ettiği zarar değil; temmuz-eylül döneminin grup düzeyindeki sonucu.
Türkiye’de üretim arayışının zamanlaması bu nedenle dikkat çekiyor. Maliyetlerini düşürmeye ve rekabet gücünü artırmaya çalışan grup açısından Türkiye’nin üretim altyapısı ve tedarik ekosistemi yeniden değerlendirilebilecek bir seçenek. Bununla birlikte, açıklanan niyet mektubu bu girişimin doğrudan zarara karşı atılmış bir adım olduğunu söylemek için yeterli değil.
Denklemin diğer tarafında ise Avrupa’nın “Made in Europe” politikası bulunuyor. AB’nin kamu alımları ve desteklerinde Avrupa üretimini öne çıkarma girişimi, Türkiye’de üretilecek otomobillerin bu avantajlardan yararlanıp yararlanamayacağını kritik hale getiriyor. İKV’nin ekim ayındaki uyarısına göre, Fransa-Almanya uzlaşmasının Türkiye’yi dışarıda bırakan yaklaşımı otomotiv ihracatı açısından risk taşıyor. Yasama süreci ise henüz tamamlanmış değil.
Bu nedenle asıl soru yalnızca “Volkswagen Türkiye’ye gelecek mi?” değil. Hangi teknolojiyle, ne kadar yerli katma değerle ve hangi pazarlara üretim yapmak için gelecek?
Türkiye açısından başarı, yeni bir niyet mektubundan çok; takvimi, üretim kapsamı ve teknoloji katkısı belli, kalıcı bir yatırımın gerçekleşmesi olacak.